Şeytan Şimdi Oturum Açtı
Temmuz 18, 2008 · Print This Article & Cikti Al
Şeytan Şimdi Oturum Açtı 
Åžeytan Åžimdi
Oturum AçtıAyşegül Genç I.bölüm; Küçük Savaş
Üstümüze düşmeyen bomba ancak kelimelerimizi acıtır… içimizde gezinen o acı bilinçsiz, alışkanlık hücreleri tarafından hemen yenilenir ve onarılır, birkaç dakika sonra kaybolur… kalbin duvarlarına tutunarak yürüyen acı, yerini; bir imleç-çarpı iÅŸareti buluÅŸmasıyla parlak reklamlara bırakır. Durmaksızın deÄŸiÅŸik ses ve görüntülere maruz kalan beyin; geliÅŸimini tamamlayamayan araz çocuklara döner…
II.bölüm; Büyük Savaş
Ama biz tenhalaÅŸmıyoruz ki dedi genç kız gözlerini yere indirirken…
Biz sadece sohbet ediyoruz.. konuÅŸuyoruz güncel mevzulardan, yazıdan ve kelimeden, gidiÅŸattan... zaman zaman havadan ve sudan… bazen derinlemesine, bazen öylesine… ama saatlerce…
TenhalaÅŸmıyoruz dedi genç kız ısrarla… oysa neydi tenhalaÅŸmak; kötü karakteri ÅŸeytan olan üç kiÅŸilik bir film seti… ya da iki kiÅŸinin ÅŸeytana yol haritası çizdiÄŸi bir yarışın en önde seyreden otomobili…bir yalnızın iki olabilmek adına nefsinde verdiÄŸi "kalbim temiz" brifingleri... kimine göre bir kapıyı kapatmak kadar basit bir eylem... kimine göre tüm kapalı kapıların üstüne kilitlendiÄŸi yarı karanlık bir sofa...
Bazen bir kadın ve bir erkeÄŸin diÄŸer tüm beÅŸerin soluk alıp vermesi kadar çok bahaneyi “doÄŸru düşünce ve prensip” duvarlarına vurması, çarpması, kırması ama yok edememesi…
Bazen de “biz iki olgun insanız, biliriz kendimizi” diyerek çiftlerin daÄŸların zirvesinde, ya da ormanın gölgesinde, yahut ırmağın akışında, tenha adına en tenha neresi varsa orada bile tenhalaÅŸamaması…yani yok edememesi o kesin hadis-i ÅŸerifi… sorumluluÄŸunu buharlaÅŸtıramaması… o sorumluluk ki kadın ve erkeÄŸi saçından yada eteÄŸinden kavrayıp kalabalıkların içine çekmeye muktedirdir…
Ama biz tenhalaÅŸmıyoruz dedi kız üstüne basa basa… oysa ona göre sadece bir odada yalnız bırakılmışlık haliydi tenhalaÅŸmak… bir bay-bir bayan; masa, koltuk ve sehpa, duvar, halı ve pencere…vs… oysa yaÅŸanan neydi; bir bay-bir bayan; ekran, kablo ve teller, kodlar, 01 ler, adresler…vs…
Bu açıdan bakmayı sevmedi genç kız “seslerimizi duymuyoruz mesela” dedi … oysa ses, havanın ses tellerini titretmesi ve dilin beyinden aldığı emirle o çıkan tınılara hükmetmesi demekti; ya dilim elime inip, parmaklarıma yürürse... mesela tuÅŸların her biri ses teli hükmüne geçip, parmaklar dil gibi ona hükmediyorsa… öyle ya dile hükmeden akıl, parmağı başıboÅŸ bırakmaz deÄŸil mi?
Ama bakışlar yok dedi kız... gözler, anlamın ruhtan süzülerek ışıldadığı tek yerdir dedi... "kaÅŸ ve göz yok!"dedi … oysa bakış; bir anlık iletinin yanıp sönen sarı lambasından sadece birkaç “an” daha fazla yaklaÅŸtırır günaha… camların önünde sevdiÄŸinin bir bakışını yakalamak isteyen insanın duyduÄŸu iÅŸtiyakın belki yüzde kaçını, muhabbet ve ünsiyet kurduÄŸu bir kiÅŸinin “oturum açıldı” panosunu görünce de hissedebilir insan dediÄŸin… söz bakıştan daha tehlikelidir bazen... aşık olduÄŸu kiÅŸinin gözlerine yanıp yakılan bir insan iÅŸ muhabbete gelince dumura uÄŸrar bazen.. yine ve daha fazla sözleri kalbi güneÅŸ gibi saran bir insanın gözlerini görmez olur aşık…yani söz o bedenin gözü, saçı, eli, ayağı oluveririr…
Ama harama giden bir ayak, harama uzanan bir el yok ki dedi kız; oysa bazen tüm küçük adımları koca bir adıma sığdırıp tek adımda bulaşırız günaha… ve elin tek bir hareketi ve bazen masum bir “tık” sesi ; bazen o kadar da masum ve yalın olmayabilir… illa günah sıcak ve akıcı mıdır…seni alıkoyan her günah ister millerce uzağında olsun, ister ışık hızı yakınında olsun senin ceza sebebindir…
Bir baÅŸka mütedeyyin bey ben eÅŸimi aldatmam ki dedi özelindeki 12. bayanla konuÅŸurken… biz nitelikli sohbet ediyoruz... sözüm ona beyin fırtınaları estirmektedirler… içeride yan odada çocuklarına laf anlatmaya çalışan hanımsa kendisine ne zaman sıra gelecek diye bekler durur… beklesin bey irÅŸad etmektedir, cihad yazıları yazmaktadır…
Normal yaÅŸantısında tek bir beyle bile kiÅŸisel muhabbete girmeyen dindar bayanların adres defterinde onlarca bey ve bilgisayar başında geçen onlarca saat… “kendin”leÅŸtirirsin yazıyı ve imgeleri.. komiksindir… cazipsindir… denksindir.. ama çoÄŸu kez Allah’a yalan söylersin… ben sadece din adına yazıyorum, öğrenip-öğretiyorum dersin… "kardeÅŸ" dersin ama bunun ÅŸimdilik olduÄŸunu bilirsin…
Velhasıl; insan gittiÄŸi her yeri kendileÅŸtirir… sanalı da, hayali de… içindeki isyankar yanına bir rumuz takar, isyan eder sinirlendiÄŸi konu baÅŸlıklarına… içindeki saldırgan yanına bir isim takar sevmediÄŸi ÅŸahıslara saldırır… kalbine hapsettiÄŸi aşık yanına bir isim takar ve site site maÅŸukunu arar… bazen gününde deÄŸildir mütevazı takılır… ama asla ve asla kendi ismini kullanmaz.. kendi ismi mütevazi olamayacak kadar dik, saldırgan olamayacak kadar asildir…
Aman canım sanal ortamdayız dedi kız son koz olarak… unutmayalım ki; tüm yaratılmışların ve tüm buudların, bildiÄŸimiz-bilmediÄŸimiz tüm alemlerin ve dahi sanal alemin ilahı yine Allah (CC) tır. Ve ÅŸeytan kendini götürdüğün her yerde ya eline ya parmağına musallat olmaya devam edecektir…
Ve son söz kendimedir.
Umarım ayÅŸe genç sen eriyip tükenmezden evvel sahip olduÄŸun tüm plastikler eriyip kaybolur... ve sen bulduÄŸun tek kömür parçasıyla aÄŸaç kabuklarına yazı yazmaya mahkum edilirsin….
eddai

Åžeytan Åžimdi
Oturum Açtı
Üstümüze düşmeyen bomba ancak kelimelerimizi acıtır… içimizde gezinen o acı bilinçsiz, alışkanlık hücreleri tarafından hemen yenilenir ve onarılır, birkaç dakika sonra kaybolur… kalbin duvarlarına tutunarak yürüyen acı, yerini; bir imleç-çarpı iÅŸareti buluÅŸmasıyla parlak reklamlara bırakır. Durmaksızın deÄŸiÅŸik ses ve görüntülere maruz kalan beyin; geliÅŸimini tamamlayamayan araz çocuklara döner…
II.bölüm; Büyük Savaş
Ama biz tenhalaÅŸmıyoruz ki dedi genç kız gözlerini yere indirirken…
Biz sadece sohbet ediyoruz.. konuÅŸuyoruz güncel mevzulardan, yazıdan ve kelimeden, gidiÅŸattan... zaman zaman havadan ve sudan… bazen derinlemesine, bazen öylesine… ama saatlerce…
TenhalaÅŸmıyoruz dedi genç kız ısrarla… oysa neydi tenhalaÅŸmak; kötü karakteri ÅŸeytan olan üç kiÅŸilik bir film seti… ya da iki kiÅŸinin ÅŸeytana yol haritası çizdiÄŸi bir yarışın en önde seyreden otomobili…bir yalnızın iki olabilmek adına nefsinde verdiÄŸi "kalbim temiz" brifingleri... kimine göre bir kapıyı kapatmak kadar basit bir eylem... kimine göre tüm kapalı kapıların üstüne kilitlendiÄŸi yarı karanlık bir sofa...
Bazen bir kadın ve bir erkeÄŸin diÄŸer tüm beÅŸerin soluk alıp vermesi kadar çok bahaneyi “doÄŸru düşünce ve prensip” duvarlarına vurması, çarpması, kırması ama yok edememesi…
Bazen de “biz iki olgun insanız, biliriz kendimizi” diyerek çiftlerin daÄŸların zirvesinde, ya da ormanın gölgesinde, yahut ırmağın akışında, tenha adına en tenha neresi varsa orada bile tenhalaÅŸamaması…yani yok edememesi o kesin hadis-i ÅŸerifi… sorumluluÄŸunu buharlaÅŸtıramaması… o sorumluluk ki kadın ve erkeÄŸi saçından yada eteÄŸinden kavrayıp kalabalıkların içine çekmeye muktedirdir…
Ama biz tenhalaÅŸmıyoruz dedi kız üstüne basa basa… oysa ona göre sadece bir odada yalnız bırakılmışlık haliydi tenhalaÅŸmak… bir bay-bir bayan; masa, koltuk ve sehpa, duvar, halı ve pencere…vs… oysa yaÅŸanan neydi; bir bay-bir bayan; ekran, kablo ve teller, kodlar, 01 ler, adresler…vs…
Bu açıdan bakmayı sevmedi genç kız “seslerimizi duymuyoruz mesela” dedi … oysa ses, havanın ses tellerini titretmesi ve dilin beyinden aldığı emirle o çıkan tınılara hükmetmesi demekti; ya dilim elime inip, parmaklarıma yürürse... mesela tuÅŸların her biri ses teli hükmüne geçip, parmaklar dil gibi ona hükmediyorsa… öyle ya dile hükmeden akıl, parmağı başıboÅŸ bırakmaz deÄŸil mi?
Ama bakışlar yok dedi kız... gözler, anlamın ruhtan süzülerek ışıldadığı tek yerdir dedi... "kaÅŸ ve göz yok!"dedi … oysa bakış; bir anlık iletinin yanıp sönen sarı lambasından sadece birkaç “an” daha fazla yaklaÅŸtırır günaha… camların önünde sevdiÄŸinin bir bakışını yakalamak isteyen insanın duyduÄŸu iÅŸtiyakın belki yüzde kaçını, muhabbet ve ünsiyet kurduÄŸu bir kiÅŸinin “oturum açıldı” panosunu görünce de hissedebilir insan dediÄŸin… söz bakıştan daha tehlikelidir bazen... aşık olduÄŸu kiÅŸinin gözlerine yanıp yakılan bir insan iÅŸ muhabbete gelince dumura uÄŸrar bazen.. yine ve daha fazla sözleri kalbi güneÅŸ gibi saran bir insanın gözlerini görmez olur aşık…yani söz o bedenin gözü, saçı, eli, ayağı oluveririr…
Ama harama giden bir ayak, harama uzanan bir el yok ki dedi kız; oysa bazen tüm küçük adımları koca bir adıma sığdırıp tek adımda bulaşırız günaha… ve elin tek bir hareketi ve bazen masum bir “tık” sesi ; bazen o kadar da masum ve yalın olmayabilir… illa günah sıcak ve akıcı mıdır…seni alıkoyan her günah ister millerce uzağında olsun, ister ışık hızı yakınında olsun senin ceza sebebindir…
Bir baÅŸka mütedeyyin bey ben eÅŸimi aldatmam ki dedi özelindeki 12. bayanla konuÅŸurken… biz nitelikli sohbet ediyoruz... sözüm ona beyin fırtınaları estirmektedirler… içeride yan odada çocuklarına laf anlatmaya çalışan hanımsa kendisine ne zaman sıra gelecek diye bekler durur… beklesin bey irÅŸad etmektedir, cihad yazıları yazmaktadır…
Normal yaÅŸantısında tek bir beyle bile kiÅŸisel muhabbete girmeyen dindar bayanların adres defterinde onlarca bey ve bilgisayar başında geçen onlarca saat… “kendin”leÅŸtirirsin yazıyı ve imgeleri.. komiksindir… cazipsindir… denksindir.. ama çoÄŸu kez Allah’a yalan söylersin… ben sadece din adına yazıyorum, öğrenip-öğretiyorum dersin… "kardeÅŸ" dersin ama bunun ÅŸimdilik olduÄŸunu bilirsin…
Velhasıl; insan gittiÄŸi her yeri kendileÅŸtirir… sanalı da, hayali de… içindeki isyankar yanına bir rumuz takar, isyan eder sinirlendiÄŸi konu baÅŸlıklarına… içindeki saldırgan yanına bir isim takar sevmediÄŸi ÅŸahıslara saldırır… kalbine hapsettiÄŸi aşık yanına bir isim takar ve site site maÅŸukunu arar… bazen gününde deÄŸildir mütevazı takılır… ama asla ve asla kendi ismini kullanmaz.. kendi ismi mütevazi olamayacak kadar dik, saldırgan olamayacak kadar asildir…
Aman canım sanal ortamdayız dedi kız son koz olarak… unutmayalım ki; tüm yaratılmışların ve tüm buudların, bildiÄŸimiz-bilmediÄŸimiz tüm alemlerin ve dahi sanal alemin ilahı yine Allah (CC) tır. Ve ÅŸeytan kendini götürdüğün her yerde ya eline ya parmağına musallat olmaya devam edecektir…
Ve son söz kendimedir.
Umarım ayÅŸe genç sen eriyip tükenmezden evvel sahip olduÄŸun tüm plastikler eriyip kaybolur... ve sen bulduÄŸun tek kömür parçasıyla aÄŸaç kabuklarına yazı yazmaya mahkum edilirsin….
eddai






Comments & Yorumlar
Got something to say?
You must be logged in to post a comment.